Seraceddin Önlüer ile Tasavvuf Tarihi Semineri - Mostar Gönüllüleri - Bir Medeniyet Tasavvuru - Mostar Dergisi

Üye Girisi
Email:  
Sifre:  
   
    - Kayit Ol
    - Sifremi Unuttum
Duyurular
Videolar
Etkinlik Resimleri
Kategoriler
Mostar Dergisi (7)
Diğerleri (2)
Seminerler (23)
Röportajlar (1)
Söyleşiler (20)
Kültür - Sanat (8)
Etkinlikler (14)
Duyurular (0)
İstatistikler
Aktif Ziyaretçi 4
Dünkü Ziyaret Sayisi 71
Bugünkü Ziyaret Sayisi 8
Toplam Ziyaret Sayisi 87794
Seraceddin Önlüer ile Tasavvuf Tarihi Semineri
Tarih : 2010-03-01 22:55:24    Kategori : Seminerler     0 yorum

27.02.2010 tarihinde İstanbul  Mostar Gönüllüleri  Derneği’nde Tasavvuf Tarihi adlı seminer Siraceddin Önlüer’in katılımıyla saat 18.00 ‘de  gerçekleşti.İslamda tasavvufun konumunu, bunun ilk ortaya çıkışından günümüze yansımalarına kadar geniş bir açıdan ele alan Önlüer şunları kaydetti.”Allah[c.c.]emir ve yasaklarını bildirmek ve kendini tanıtmak için peygamberleri göndermiştir.

 Bir rivayete göre 124 bin diğer bir rivayete göre 224 bin peygamber göndermiştir.Burada açıkça görülüyor ki, Allah kendiyle kulları arasına peygamberleri koymuştur ve ayrıca kendisiyle peygamberleri arasına da Cebrail[a.s.]ı koymuştur.Bazı insanların kalkıp ta Allah[c.c.] ile kul arasına kimse giremez demesi o kişinin cahil oldugunu göstermektedir.Allah [c.c]dileseydi kendisiyle kulları ve peygamberleri arasına hiçbir aracı koymayabilirdi.

Peygamberleri[a.s] ve Cebrail[a.s.]ı aracı olarak kullanması Allahın adetullahındandır.Allaha giden yol peygamberlerden geçmektedir.Bu Allah emridir.Allah dostlarına baktığımızda onlarda kendilerine mürşid-ikamil arayıp bulmuş ve onların terbiyesi altında yetişerek bu makama varmışlardır.Tasavvufun kökeni resulullah [s.a.v] zamanına gitmektedir.Tasavvuf=islamiyettir.Kur-an’a, Sünnet’e ve Saadet Asrına baktığımız zaman tasavvuf,mürşid,mürid, sofi gibi kavramların olmadığını görmekteyiz.Fakat bu kavramların olmaması böyle bir anlayışın olmadığını göstermemektedir.Kur-an’da velilerin  ismi yoktur fakat velilerin özellikleri ve sıfatları vardır.Tasavvuf Resulullah[a.s.]ve sahabelerin yaşantısıdır.Büyüklerimiz Tasavvuf, sağ tarafında Kur-an sol tarafına Sünnet olandır demiştir.Bir insan mürşidlik iddiasında bulunsa hali ve davranışı Kur-an ve Sünnete uymazsa  bu insan şeyh değil şeytandır.Resulullah[sav]e sormuşlar veli kimdir? Buyurmuş ki; “Görülünce akla Allah gelen kişi velidir”.Veliler dört kısımdır.1-Veli olduğunu kendisi ve halk bilir.2- Veli olduğunu kendisi bilir, halk bilmez.3- Veli olduğunu kendisi bilmez, halk bilir.4-Veli olduğunu ne kendisi bilir ne halk bilir.           

Fakat mürşid-i kamil denilen zatlar Allah(cc.) tarafından halka bildirilmiştir.Bunun sebebi insanların bu velilerden istifade etmesini sağlamaktır.Çoğu alimler bir mürşid-i kamile intisap etmişlerdir.Dört hak mezhebi imamı bile bir mürşid-i kamile intisap etmiş ve yüksek manevi mertebelere ulaşmışlardır. İmam Azam Hz. ömrünün sonlarına doğru Ehli Beyitten olan Cafer-i Sadık’a [r.a] intisap etmiş ve “Son iki senesi olmasaydı Numan helak olurdu”sözüyle tasavvufun önemini vurgulamıştır.İmam-ı Şafi ve İmam Hanbel Hz. Şeyban-ı Rai Hz’ine bağlanmış ve bu büyük Allah Dostunun terbiyesi altında nice makamlara ermiştir.

İmamı Malik hazretleri tasavvufla ilgili şunları söylemektedir.”Tasavvufa girip de fıkıh öğrenmeyen zındık olur,sadece fıkıh öğrenip tasavvuftan uzak duran fasıh olur,bu ikisini birleştiren kişi hakikate ermiş olur”.Zamanında bazı insanların tasavvufla ilgili cahilce söylediği sözlere takılmayıp önümüze koyduğumuz hedeflere yönelmemiz gerekmektedir.Aksi halde yolda kalır,yol alamayız.Katılımciların sorularına cevap veren ÖnlÜer öğrencilerle bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyerek başka bir seminerde buluşma dileğiyle semineri nihayete erdirdi.

 Yapılan Yorumlar (son yazılandan ilk yazılana doğru)
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Lütfen sağ taraftaki üye giriş bölümünü kullanarak giriş yapınız. Üye değilseniz Burayı tıklayarak kısa bir sürede üye olabilirsiniz...